Geri dön Olgunsoy İlaç ve Kozmetik Sanayi / Forum

Cevap
Old 17.02.2010 11:52:39 1/1
Gönderen :  ENVER OLGUNSOY
Mesaj Sayısı :13
MİLLİ EĞİTİM BÜTÇESİ DÜŞÜYOR

MİLLİ EĞİTİM BÜTÇESİ DÜŞÜYOR

            Ülkemizin en önemli zenginlik kaynaklarının başında, bildiğiniz gibi “genç nüfusumuz” geliyor. Gençlerimizin üretken, çağdaş bireyler olabilmesi için kaliteli eğitim almalarının gereği tartışılmaz. Zira bu gençlerimizi çağdaş bilgilerle donatıp yetiştiremezsek, ülkemizin zenginliği değil, ülkemizin ayağına köstek olacağı bir gerçektir. Kaliteli eğitim de, tabii ki o ülkenin bütçesinden Milli Eğitime ayırdığı payla doğru orantılı. Özellikle nüfus yapısı dikkate alındığında (gençlerin tüm nüfusa oranı) ülkemizin yeterli kaynağı ayırmadığı bir gerçek. Ülkemizde nüfusun %47’si genç, yani neredeyse yarısı.. Ülkemizde GSYH ye oran olarak MEB Bütçesi için ayrılan pay % 3 dolaylarında iken, örneğin genel nüfusun ancak %27’si genç olan Almanya’da bu oran % 4,5 dolaylarında, yani Türkiye’ye oranla % 50 daha fazla. Almanya zengin ülke diyebilirsiniz, ancak GSYH si ona göre daha fazla olduğu için, ayrılan euro cinsinden para ülkemizle kıyaslanmayacak kadar fazla bir değere tekabül ediyor. OECD ortalaması % 5.5 ve UNESCO gelişmekte olan ülkelere % 6 oranını öneriyor, yani Türkiye’nin ayırdığı payın tam iki mislini. Ancak bakıyoruz 2010 bütçesinde ayrılan pay bu yıl geçen yılın da altına düşürülüyor. 2009 da yaklaşık 28 milyar TL. harcanırken bu yıl bu rakam reel olarak 26.5 milyar TL ye düşürülüyor.

Okul öncesi eğitimde 2011 sonuna kadar % 50 okullaşma hedeflenmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi için bu iki yılda 25.000 derslik 20.000 yeni öğretmene ihtiyaç vardır. Ortaöğretimde ise 2011 sonunda % 90 okullaşma hedeflenmiştir. Bunun içinse 75.000 derslik 60.000 yeni öğretmen gerekmektedir, ancak 2010 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan kaynakla bunların gerçekleşmesi imkansızdır. Bu ayrılan yetersiz kaynak içinde, mesleki teknik eğitime ayrılan yüzdeyi soruyorsanız, o daha da bir devede kulak misali, toplam eğitim kaynaklarının yaklaşık %11.2 si düzeyindedir. Bu rakamı başka bir şekilde ifade etmek gerekirse GSYH ye oranı ortalama % 0.48 olmuştur. Yani mesleki eğitime yüzde yarım kaynağını bile ayırmayan bir ülke, mesleki eğitimde nasıl bir patlama yapar, nasıl bize nitelikli ara eleman yetiştirir, okullar, derslikler açar bu mümkün mü? Özel okul olanağı da bu tür eğitimde pek mümkün olmadığına göre ( % 5 civarında ) yandı gülüm keten helva, sanayici kendi ara elemanı yine kendi yetiştirme realitesiyle baş başa, kendi göbeğini kendi kesmek durumunda kalacaktır.

 

            Halbuki özellikle mesleki teknik eğitimde, ülkemizde mutlaka bir sıçrama yapmaya ihtiyaç vardır. Her yıl üniversitelerimize başvuran gençlerimizin üçte ikisi kendine yer bulamamakta mesleksizler ordusuna katılmaktadır. Gençler arası işsizlik % 24-25 rakamlarına dayanmıştır. Oysa mesleki teknik eğitimini, kaliteli eğitim ile taçlandıran bir gencimizin işsiz kalması imkansızdır.

 

 

            Basından izliyorsunuz artık yılan hikayesine dönen “katsayı” için YÖK’ün düzenlemesi Danıştay tarafından iptal edildi. Yine durum eski tas eski hamam oldu. Katsayı konusunda kafalar çok karışık, baksanıza EBSO bile bu konuda suskun, bir açıklama dahi yapmaktan kaçınıyor. Halbuki mesleki teknik eğitim doğrudan EBSO’yu ilgilendiriyor. Meslek liseleri mezunları EBSO üyelerinin ara eleman ihtiyacı için yetiştiriliyor. Ortaya çıkıp nitelikli ara eleman yok diye bas bas bağıran sanayiciden ses yok. Pardon bir tek Tusiad geçen hafta bu konuda eleştirisini ifade etme cesaretini gösterdi de diğer ilgili kuruluşlardan tık yok. Meslek liselerimiz yine politikaya kurban edilecek. Zira katsayı konusu meslek liselerini değil, imam hatip liseleri düşünülerek politikaya bulanıyor. Meslek lisesi mezunlarımızın üniversite sınavlarında başarılı olma şansı çok az. Çünkü ağırlıklı olarak meslek dersleri alıyorlar, haftada 3-4 gün staj yapıyorlar (fabrika, atölye veya okullarında) diğer dersler (üniversite sınavı için gereken) çok daha az saat alıyor ve o konuda yetersiz kalıyorlar. Bu da çok normal. Normal olmayan bu çocuklarımızı diğer liselerle yarıştırmaya kalkmak. Adı üstünde bunlar meslek lisesi. Ancak imam hatip liselerinde dersleri yanında normal liselerdeki dersler de okutuluyor. Staj yok, ders saati kaybı yok, ders saatleri yeterli. Daha geçen hafta Ali Kırca’nın siyaset meydanında sayın Başbakan söyledi “imam hatipli hangi üniversiteye gidecekse sınava girip gidiyor, elini kolunu sallayıp gitmiyor. İmam hatip liselerinde normal liselerdeki bütün dersler vardır.” Bu açıkça imam hatip liselerinin  bir meslek lisesi olmadığının en yetkili ağızdan doğrulanmasıdır. İmam hatipler genel lise statüsüne dönüştürülmüştür, bunu hala fark etmiyorsak diyecek bir şeyim yok.

            İşte bu nedenlerle katsayı meselesi sadece imam hatipleri ilgilendiriyor. Bizim meslek liselerimizden mezun olanlar “elini kolunu sallayarak” kendi dallarında yüksek okula zaten sınavsız gidiyorlar.

            Son söz: İşte tüm bu nedenlerle katsayı meslek liseleri ve normal liselerde eşitlenirse bu sadece ve sadece imam hatip liselerine yarayacak. Bizim meslek liselerimiz ise sınavsız yüksek okullara gidemeyeceği için çıraklık okulu kıvamında kalacak, işin özü bu..

 

                                                                                                           ENVER OLGUNSOY

                                                                                                              KOSBİ  Şubat 2010

 

** İstatistiki bilgiler: İstanbul Politikalar Merkezi Eğitim Reformu Girişimi (ERG)

     Sabancı Üniversitesi