Geri dön Olgunsoy İlaç ve Kozmetik Sanayi / Forum

Cevap
Old 17.02.2010 10:40:11 1/1
Gönderen :  ENVER OLGUNSOY
Mesaj Sayısı :13
BAŞLIKSIZ YAZI

BAŞLIKSIZ YAZI

Eee ne diyorsunuz katsayıcılar, ne olacak şimdi? Hukukun arkasından dolanmaya kalkan muhteşem YÖK Başkanına güvenirseniz olacağı budur.

            Çocuklarımız nasıl bir sınava gireceğini bilmeden, karanlık bir kaos ortamında üniversite sınavlarına girecek. Aslında olması gereken bellidir. Ancak Türkiye son yıllarda kendini, her şey yerine koyduğu gibi, yargı yerine de koyan iktidarla yaşadığı için, durum belirsizliğini koruyor. Ben hukuk devletiyim diyen hiçbir ülkede böylesi bir rezalet yaşanmaz.

Ancak dedim ya işine yarayana hukuk, yaramayana guguk derseniz, sayın otomatik Milli Eğitim Bakanımızın dediği gibi: “Danıştayın katsayı ile ilgili kararı hukuka aykırı” ve “YÖK anayasal bir kurum ve yetkisini anayasadan alıyor”olur. Aslında neden insanoğlunun böyle konuşabildiğini anlayabilmiş değilim, biraz düşünse, Danıştay’ın da anayasal bir kurum olduğunu ve yetkisini anayasadan aldığını şipşak kavrayabilecek. Hatta üstüne üstlük bir de hukuk kurumu olduğu için YÖK’e göre hukuka aykırı hareket etmesi de daha az mümkün diye düşünecek, ama neredeee. Olması gereken yine katsayının eski uygulama oranlarında uygulandığı bir sınav yapılmasıdır. Yani yine başa dönülmüştür.

Alevlenen, daha doğrusu bilerek alevlendirilen, üzerinden 3 yıl geçmiş bir türban hikayesinden de anlaşılacağı gibi, erken seçime süratle giden Türkiye’de, mağduriyet edebiyatının o ünlü ikinci konusu yine gündeme oturmuştur; KATSAYI. Daha doğrusu imam hatiplerin üniversite yollarının ufak tefek taşları .. Aslında bu taşlar çoktan aşıldı, imam hatip kökenli olmayan hiçbir meslek, hiçbir kamu görevlisi neredeyse kalmadı, ama yinede mağduriyet edebiyatına devam. Zaten Danıştay da bu ülkenin Başbakanı imam hatip kökenli olduğu için bu katsayıyı kaldırmıyor ya. Çünkü katsayı daha bir hırs yapıyor, bu kökenden gelenler bu hırsla daha da bir başarılı oluyorlar. Yani Danıştay hem bu yönüyle, hem de mağduriyet edebiyatına malzeme sağlayarak iktidara yardımcı oluyor.

            Bakın olanı gördünüz mü yazım tam bir politik yazıya dönüştü.. Bu köşeyi izleyenler bilir, yıllardır ne olur şu imam hatiplerin statüsünü değiştirin, meslek liselerinden ayırın, olan sanayiciye ara elaman yetiştiren meslek liselerine oluyor. Bizim meslek liselerimizi rahat bırakın, politikaya alet etmeyin, diye diye dilimde tüy, kalemimde mürekkep bitti. Ancak politika mikrobu ta CHP-MSP koalisyonu sırasında Ecevit’in arkasından dolanarak bir kez meslek liselerine bulaştırıldı, bakın kaç yıldır hala temizlenemiyor.. Yani bu sorun sadece AKP iktidarında gündeme gelmedi. Daha önceleri de tarikatların örgütlenme şeması içinde çok önemli bir yer tutuyor, “arka bahçe” olarak adlandırılıyordu. Sadece o tarihte kadayıfın altı tam kızarmamıştı. AKP döneminde artık “olgunlaştığı” varsayıldığı için her yol denenerek – bir gün herkes imam hatipli olacak – sloganına uygun davranılıyor.

 O yıllarda alınan (1973-74 yılları) öğretim birliği anlayışına ters bir kararla imam hatipleri temel lise yerine koyma operasyonu, aslında bir meslek lisesi olarak kalması gereken bu okullarla, bizim meslek liselerimizin kaderini birbirine kördüğüm gibi bağladı, çözebilene aşkolsun, 36-37 yıldır bu tartışma bitmiyor, Allah bilir daha kaç yıl sürecek.

            Yine bu köşeyi izleyenler bilir “son” katsayı yazısı, “en son” katsayı yazısı, “hakiki en son” katsayı yazısı diye diye kaç kez “bir daha katsayı yazmayacağım” dedim. Ama  büyük konuşmuşum, güvenilirliğimi yitirme kaygısı ile bu  “son katsayı yazım”  vb. ifadelerini bir daha kullanmayacağım. Baksanıza yazmayacağım, insanlara gına geldi, dememe rağmen katsayı üzerime üzerime geliyor. Bu nedenle bu yazı “başlıksız yazı” olarak yazıldı.

            Şimdi herkes ne olacağını sorguluyor. YÖK’ten yapılan açıklama sınav tarihinin değişmeyeceği yönünde. Danıştay da zaten tarih değişsin demiyor ki, sınavı eski katsayı ile yapacaksın diyor. Bakalım ne olacak, az sonra…

Ancak işin şakaya gelir tarafı yok. Gençlerimiz kendini tam yeni yeni uyarlamıştı ki bu son durum gündeme geldi. Sorun en uygun şekilde çözülse bile çocuklarımız bu belirsizlikten etkilenecekler, zaten sınav stres katsayısının arttığı bu son düzlükte, moralleri bozulacaktır. Meslek liseli gençlerimiz de üniversiteye girebilme umudu ile dersane cirolarını patlattığı yerde, erken hüsrana uğrama riski ile başbaşa kalacaklardır.

            Aslında nitelikli ara elaman yetiştirme kaygımız olsa yapılacak şey çok basit; Moda deyimiyle MESLEK LİSESİ AÇILIMI yapmak. Öncelikle radikal kararlar alarak, meslek liseleri nitelikli gençlerimiz tarafından tercih edilir hale getirilmelidir. 10-15 yıl sonra tamamen yaşlanacak Avrupa, gözünü Türkiye’ye dikmiş işgücü açığını ülkemizden karşılamayı planlıyor. Bunun bedelini şimdiden ödemeye hazır. Yoksa Megep, mesleki yeterlilik kurumu, Leonardo de Vinci programları gibi projelere neden kaynak ayırsın ki. Bu yıl Milli Eğitim bütçesi ciddi anlamda düşüyor, yani bütçeden meslek lisesi açılımı için ümidi kesmek lazım. Bütçede diyanet için artış var da Milli Eğitim için yok. ‘‘O nedenle yurtdışı’’ – AB kaynaklarına ulaşmak gerekecek. AB’den talep edilecek kaynak ile ve gelecekte AB’ye gerekecek meslek alanları yönledirmeleri ile yüzlerce meslek lisesi açılmalıdır. Bu lise mezunları askerliğini cazip koşullarda yapmalı, kendilerine yeni bir statü verilmeli, kamuda düz liselere göre daha üst derecelerden görevlendirilmeli, lisan programları ciddi olarak takip edilerek AB standardında, nitelikli, tüm dünyada iş yapabilecek gençler olarak yetiştirilmelidir. O zaman bakın bakalım bu okullar nasıl rağbet görüyor, nasıl en başarılı öğrenciler bu okulları tercih ediyor. Örnek mi? Örnek burnumuzun dibinde, Mazhar Zorlu meslek lisemize bakmamız yeterli. Japonların destek ve yönlendirmesi ile bu okulumuzun endüstriyel otomasyon teknolojileri (kısaca mekatronik) bölümü İzmir’in en çok tercih edilen meslek lisesi. Buradan mezun olanlar, daha öğrenci iken iş bulabiliyor, iyi maaşlarla sektörde başarılı bir şekilde yerlerini alıyorlar. Bu açılacak okullara öğretmen lazım derseniz, o da hazır; 300 bin meslek lisesi öğretmeni atanmayı bekliyor, hatta daha önce yazdığım gibi meslek lisesi öğretmen fazlalığı nedeni ile Türkiye’deki 27 Eğitim fakültesi kapatıldı. Hoş nasıl fazla anlamadım ya, AKP’li meclis eğitim komisyonu başkanı daha geçen hafta okullarda 100 bin öğretmen açığı var, diye bas bas bağırdı da, duyan yok, biz imamlardan öğretmen yetiştirmeye bakıyoruz. Ancak mevcut öğretmenlerimizi açık kadrolar olmasına rağmen atama yapmıyoruz. Onlar da “atama yapılmayan öğretmenler” derneği kurarak protesto yürüyüşleriyle eğitime katkıda bulunuyorlar. Nereden nerelere geldik..

 

 

                                                                                                                ENVER OLGUNSOY

                                                                                                                   İAOSB  Şubat 2010