ÖĞRETMEN EĞİTİMİ NİTELİK VE SORUNLARI
ÖĞRETMEN EĞİTİMİ NİTELİK VE SORUNLARI
Mevcut öğretmenlerimizin ‘‘meslek içi’’eğitimleri ile ilgili olan yazılarımızı, bu kez de öğretmen olmazdan önceki öğretmen eğitiminin sorunlarına odaklamak istiyorum. Bu konuda, geçtiğimiz günlerde eski YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme’nin yayımlanan raporunun son derece yol gösterici, fikir verici olduğunu düşünüyorum.. Sayın Eşme, ‘‘öğretmen yetiştirmede geri adımlar’’ başlıklı raporunda 2008’den itibaren bu konuda sorunlar yaşandığına işaret ediyor. Bu raporda, öğretmen yetiştirmede 1998’de başlatılan ve 2007 yılı sonlarına kadar sürdürülen iyileştirme sürecinin 2008’den itibaren durdurulduğunu, getirilen bazı uygulamalarla yapılan iyileştirmelerden geri adımlar atıldığını ifade ediliyor. Bu geri adımlar üç başlıkta toplanıyor: Bunların en önemlisi birinci başlık, zira sanayiciyi ilgilendiren mesleki eğitimle ilgili: Sayın Eşme, mesleki eğitime öğretmen yetiştiren fakültelerin kapatılmasını mesleki öğretmen eğitimine indirilen en büyük darbe olarak nitelendiriyor, birinci başlıkta. Bildiğiniz gibi 13 Kasım 2009 tarihindeki resmi gazetede yayımlanan karar uyarınca 27 teknik eğitim fakültesi kapatılmıştı. Hoş bu fakülteler kapatılmasa bile mezunları uzun süredir atama bekliyorlardı ya... Sonra devamla kontenjanların arttırılmasını ve son olarak ta orta öğretim alan öğretmenliği yetiştirmenin fen-edebiyat ve diğer fakültelerde verilen formasyon eğitimine indirgenmesini geri atılan adım olarak niteliyor.
Atama bekleyen binlerce öğretmen mevcudu sanki yetmiyormuş gibi, yetersiz bir formasyon eğitimi ile aslında uzmanlık ve akademik çalışma için eğitim alan kişileri de bu kalabalığa katma peşinde YÖK. Türkiye geçmiş zamanların (30-35 yıl öncesi) sorunu olan öğretim eleman sıkıntısını hala formasyonla çözme peşinde, pes doğrusu.. Bana ta 70 li yılları hatırlatıyor bu durum. Ben 1971-72 İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Çalışma hayatıma, hemen mezun olunca Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde başlamıştım. O yıllarda eğitmen, öğretim görevlisi, asistan vs. yeterli olmadığı için özellikle askeri hastanelerden eczacıları part time öğretim görevlisi olarak fakülteye aldığımızı anımsadım. Durum biraz farklı da olsa aslında çok benzer, ancak en büyük fark bugün atanmayı bekleyen binlerce ‘‘öğretmenlik meslek bilgisi’’ almış eğitici kadronuz var, ama siz onları atamak yerine, yetersiz ‘‘formasyon’’ dersleri ile kimyagerleri, kimya mühendislerini, eczacıları vs. öğretmen yapma peşindesiniz. Bu kabul edilemez bir yanlışlık, kabul edilemez bir geri adımdır.
Şu anda benim de işletmemde böyle bir kimyager arkadaş var. Haftanın belirli günleri bu arkadaş, Manisa’ya C.B.Ü.’sine giderek formasyon dersi alıyor. Ancak bu kimyager arkadaşımın bir öğretmen olarak atanma ihtimali bence sıfır. Atanmayı bekleyen o kadar kimya öğretmeni var ki, bu arkadaşımın onların yerine atanması zaten büyük bir haksızlık olacakken, bir de kendisi öğretmenlik beklentisi nedeni ile sukut-u hayale uğrayacak olması kabul edilemez bir durum. Ayrıca bu kimyager arkadaşım 4 yıllık bir eğitimden gelirken, eğitim fakültelerinde yürütülen ortaöğretim öğretmenliği beş yıllık bir eğitimi kapsıyor. Bu durum da ‘‘özlük hakkı’’ haksızlığını getiriyor, öğretmenler arasında da eğitim fakülteli- fen fakülteli ikiliğine yol açıyor.
13 Kasım 2009 kararı ile kapatılan 27 teknik eğitim fakültesi yerine hokus pokus kuruluveren teknoloji fakülteleri , her ne kadar unvanları belli değilse de pedagojik ilave eğitimle teknik öğretmen yetiştirecek.. Sen kendi elinle, mevcut teknik öğretmen yetiştiren okulları kapat, sonra yine formasyonla teknik öğretmen yetiştirmeye çalış, olacak iş değil, ama burası Türkiye..
Enver OLGUNSOY
OCAK-2010 |