Geri dön Olgunsoy İlaç ve Kozmetik Sanayi / Forum

Cevap
Old 22.12.2009 08:27:32 1/1
Gönderen :  ENVER OLGUNSOY
Mesaj Sayısı :13
İNSANLIK AYIBI

İNSANLIK  AYIBI

 

Gözümüzün önünde bir insanlık ayıbıdır devam edip gidiyor. Devlet ya da bu aygıtı kullanan hükümet, daha doğrusu bir parti, Türkiye’yi dinliyor, kaydediyor, işine geldiği zaman ve işine geldiği şekilde kullanıyor, dur diyeni yok. Bu bir insan hakları ihlali bile değil, tam bir insanlık ayıbı. Dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir pervasızlıkla yapılmıyor bu iş. Kuralları var, ama uygulanan kuralları. Örneğin AİHM telefonların gizlice dinlenmesini büyük suçlar ya da terörizmle mücadelede sınırlı olmak üzere kabul etmektedir. Ancak bu yetkinin kullanılması sıkı koşullara bağlanmış ve genellikle elde edilen bilgiler, kayıtlar delil olarak kullanılmamaktadır. Bizde ise TBMM’de devlet sırrı, yandaş medyada pehlivan tefrikası  maşallah.

TOBB Başkanımız  Sayın Hisarcıklıoğlu anlatıyordu, son İzmir’e gelişinde, Ödemiş-Bozdağ’da yapılan toplantıda yanına bir köylü yaklaşmış derdini anlatacak, ancak sayın Başkan vakit kısıtı nedeniyle köylüyü dinleyememiş, kartını vermiş; direkt telefonla beni ara konuşalım demiş. Köylünün cevabı şok edici: ‘Başkan, telefonlar dinleniyor, sizi arayamam’. Bugün dağın başındaki köylünün yüreğine bile korku düşmüş. Şaka yollu cari açığa bile olumsuz etkisi olduğu işadamları arasında konuşuluyor. İki işadamı dinlenmek korkusuyla “Dur, bu telefondan görüşülmez” diyor; ya arabasına yada uçağa atladığı gibi diğeri ile yüz yüze görüşmeye onun olduğu şehre. Benzin masrafı, uçak masrafı boşa giden vakit, al sana cari açığa negatif katkı.

Şaka bir tarafa, geçtiğimiz hafta TBMM’de İçişleri Bakanına kaç kişinin telefonu dinlendiği sorulmuş, Bakan gizlilik gerekçesiyle soruyu soran milletvekiline yanıt vermemiş. Sen Bakansan, soruyu soran da bir milletvekili, sözüm ona TBMM bizler adına hükümeti denetliyor, yasama faaliyetlerini sürdürüyor. Değil dinlenenlerin isimleri, kaç kişi olduğu dahi TBMM’den kaçırılıyor, ama gazetelerde ilgili ilgisiz kişilerin telefon görüşmeleri magazin basının rahmet okutacak şekilde yer alıyor. İnsanların özel hayatı, onurları pas pas gibi çiğneniyor. Bu dinleme meselesi ülkede büyük bir travma yarattı ve tam bir sosyolojik kaosa neden oldu. Dinlemeye olanak tanıyan  kanunun acilen elden geçirilmesi ve çağdaş ülkelere göre uyarlanması gerekiyor. İşimize geldimi, AB müktesebatına uyum sağlamak için kanunları AB’ye uydurduk diyoruz, işimize gelmedimi, hiç oralı bile olmuyoruz.

Dinlemeyi, görüntülemeyi devlet yaparsa mahkemede delil, şahıs veya şirketler yaparsa delil değil. İzmir’in büyük bir şirketinde depodan kayıplar artınca depoya kamera konuyor. Kamera ile depo bekçisi ve çetesi hırsızlık yaparken kayda alınıyor. Güven içinde, gönül rahatlığıyla şirketin avukatlarına bu kayıtlar veriliyor ve hırsızların cezalandırılması için yargıya gitmeleri isteniyor. Avukatların cevabı şaka gibi; “Bu kayıtlar mahkemelerde delil olarak kullanılamaz”. Hırsızlığı tespit edilen kişiler, size dava açarak tazminat bile talep edebilirler, siz bu kayıtları unutun. Hırsızın yaptığı yanına kar kalsın, ama polis dinlemesinde şaka bile yapsanız, bittiğinizin resmidir. Bu mu demokratik yönetim? Bu mu hukuk devleti? Bu devlet kanun devleti bile değil.Bizden polis devleti olabildiğine şükretmemiz isteniyor, ne çare.

Eserinizle övünebilirsiniz, insanların içine korku salmayı başardınız. Tüm Türkiye’yi “dinlenme, izlenme” manyağı yaptınız.

Hay allah, acaba ben de dinleniyor muyum dersiniz?

 

                                                                                                     ENVER OLGUNSOY

                                                                                                              26.9.2008